JAK  İHMALYAN             
1922 - 1978                  


  

Ana Sayfa

Biyografi

Ben Kimim?

Foto Galeri

Boyalı Resim

Grafi Sanatı

Yakma Sanatı

Şiirlerden Seçki

Hakkında

Düşünceler

Bağlantı

/  Online Satış  /







Siyasi faaliyet yapamadığım yıllarda resimle inançlarımı yaymağa çalıştım. İstanbulda «Bardez» çocuk mecmuasının bütün resimli hikãyelerini karikatürlerini ben yapıyordum. Çocuklara insan sevgisini, adalet sevgisini aşılayacak konuları işliyordum. Sendika gazetesinin karikatürlerini ve «Nor Or» gazetesinin resimlerini yapıyordum. Türkiyede ikinci tevkifatımdan sonra siyasi alanda çalışamıyacak durumda kalınca pasaportsuz olarak Lübnana kaçtım. Orada resim öğretmenliği yapmakla beraber ilerici sanat dergilerinden birine anti emperyalist ve harp aleyhtarı resimlerimden dolayı öğretmenlikten kovuldum. Artık Lübnanda da yaşamak imkansızlığı başgöstermişti. Oradan T.K.P nin görevlendirmesiyle Sosyalist ülkelerdeki çalışma hayatım başladı. 3 yıl Polonyada Türkçe radyo yayınlarında rejsör, stilist ve multfilmde animatör olarak çalıştım. 2.5 yıl Çinde Pekin radyosunda işledim. Soyet-Çin münasebetleri bozulduktan sonra ise Pekin radyosunda çalışmayı red ederek Sovyetler Birliği Komunist Partisi’nin daveti üzerine Moskovaya döndüm...

...En son 1973 yılında iki kez üst üste Moskovada sergiledim resimlerimi. Bir sanatçı için en büyük kıvanç kaynağı, yapıtlarına sevgi ve sanatına saygı gösterilmesidir. Resimlerimin çoğu, sergilediğim ülkenin mutlu yaşamını yansıtmamasına karşın yine de yukarda söylediğim sevgi ve saygıyı duymam hele bunun günden güne artması, yaratıcı çalışma alanında bana büyük bir dürtü olmaktadır. 1974 te resimlerimden üçüne Erivan Modern sanatlar müzesinde yer ayrılması, öte yandan Sovyet Ressamlar Birliğince önemli bir tutar ödenerek satın alınması ve benzeri olaylar, daha büyük bir sorumluluk duygusuyla çalışmamı gerektiriyor. Sanatta başarıda kişisel yetenek nekadar önemli ise büyük bir özveriyle hemen hemen insan gücü dışı denecek derecede aşırı çalışmanın da okadar önemli olduğuna inanıyorum. Ellimi aştım. Sağlığımın da pek kıskanılacak durumda olmamasına karşın gün olur ki on-oniki saat çalışırım. Yine de doymam, hani istemiye istemiye ayrılırım atölyemden desem büyütmüş olmam. Beni ziyaret edenler genellikle son yaptıklarımla ilgilenirler ne gibi yeni bir uslup izlediğimi öğrenmek isterler. Tuhaf değil mi? Belli bir süre bir çalışma yolu tutturduktan sonra birden ilk yaptıklarıma dönmek, yeniden aynı yolda ilerlemek pek hoşuma gider. Neden derseniz, bu sonuncusu artık o eski yol olmaktan çıkıyor, beni hiç beklenmedik yeniliklere götürüyor. Büyük söz etmiş gibi olmayayım, bu benim için bir türlü diyalektik bir gelişme oluyor.

Son zamanlarda gerek renklerimde gerek çizgilerimde bir rahatlık bir iyimserlik sezilmeye başlandı. 1968 de sergilediğimde seyircilerimden biri tablolarımı karanlık olmakla ve bu yüzden hiç te haklı olmayarak beni kötümserlikle suçlarken Azeri kompozitörlerden Arif yanımdaydı. Arifin seyircimi şu sözlerle susturduğunu hiç unutmam: «Sizce güneşli bir gün, apaçık masmavi bir gök altında asılmış insanları gösteren bir tablo iyimser mi olur?» demişti. Fırçamın son yıllarda çok daha iç açıcı olduğunu ben de kabul ediyorum. Ne var ki nekadar da dünyanın en mutlu ülkelerinden birinde yaşasam yer yüzünde kötülükler, harpler, siyasi cinayetler sürüp gittikçe sözün tam anlamıyla hiç bir zaman mutlu olamam. Bir yapıtımda değilse, birbaşkasında muhakkak keder sezilecektir. Hem kişi kedere değil baştan başa yasa da gömülebilir. Yaslı olmak kötümser olmayı hiç te gerektirmez. Nitekim Salvador Aliyendenin öldürülmesinin ertesi günlerinde «Öldürülmüş ak kuş» tablomu yaptım. Loş bir odada ölüp kaldığı raftan kanadı kırık beyaz bir kuşun, ince uzun boynu sarkmaktadır. Şimdi bu tablo derin bir acıya, yasa bürünmüşse suç kimde? Ölende mi öldürende mi derler. Sorarım, suç bu resmi yapanda mı yaptıranda mı? Yanılmıyorsam ana sorun, bir yapıtın bir resmin karasında karanlığında değil karamsar olmamasında...



Copyright © 2007 & Web-design: Vache Ihmalian

Сайт создан в системе uCoz